<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -

                                                                                                     Kana Bulanan Nevruzlar İçin

Nevruz bugün; “Yeni gün” …

Dakika, saat, hafta gibi kavramlara aklı pek ermeyen doğa takviminin yılbaşıdır Nevruz; kara kış ortasında kutlanılan miladi yılbaşlarında, sahte sakallı Noel Babanın çantasındaki yapay armağanlara inat, topraktan fışkıran çiçek, yeşeren ağaç dalı ve yeniden canlanan doğanın adıdır. Nevruz,  kara kışın, yani eskinin inkârı ve, eskimeye başladığı gündür yeninin …

Güneşe göredir zaman; aya, dünyaya göredir. Güneşin, nöbeti aydan devraldığı her gece sabaha, karın hüküm sürdüğü kış, yağmur ve güneş demek olan bahara gebedir. İnsan ömrünün özetini defalarca yaşayan ve yaşatan doğa, insanlara bir şeyler der gibidir ..

Ucu bucağı olmayan zamanın içinde, başı ve sonu belirli bir yolculuktur insan ömrü. Gün doğumuyla batışına, baharla hazana benzer doğumla ölüm. Yağmuru, fırtınası da vardır ömrün, kızgın güneşi ve yıldızlı gecesi de ..

Gün dönümüdür Nevruz ..

Eskilerin, “Gün döndü yaz, gün döndü kış” dedikleri gibi, ölümle yaşamı ayıran incecik çizgi gibi. Akşamdan sabaha çiçeğe duran meyve ağacı, kozasından sıyrılan ipek böceğidir Nevruz ve uzun kış uykusunun ardından gözlerini ovuşturmasıdır doğanın. Kaba yel tutar güneşin elinden, karlar can suyuna dönüşüp nüfuz eder toprağın derinine ve kış, teslim olur zamanın tayin ettiği bahar adlı yeni hükümdara ..

Doğaya egemen olmanın tarihini yazan insanoğlu, aşığıdır da doğanın. Her gün biraz daha kopsa bile, biraz daha özleyerek olsa bile, doğayla özdeşleştirir kendisini. Yağmur gibi ağlar, hazan gibi ölür insanoğlu. Sevgisiz yürekler çorak toprağa benzetilir, ayrılıklar, dalından koparılmış çiçeklerle anlatılır. Teknoloji karşısında kendisini, kalabalıklar arasında anasını yitirmiş bir çocuğa benzeten insan, her fırsatta doğaya koşar, ömrünün sonunda da yine doğaya sığınır ..

Bu karşı konulmaz süreci, her yıl bir kez daha anımsatır Nevruz. Doğadan gelen ve sonuçta doğaya dönecek olan insana, değişimin, yenilenmenin ve başlangıçların  önemini anlatır. Bir kaç aylığına çiçekle bezenen ağacı gösterir, üç günlük ömrüne boyundan büyük işler sığdıran tırtılın, ölüme inat güzellikteki kelebeğe dönüşünü örnekler. Ölüm kaçınılmazdır. Ölüm, yaşamın ikiz kardeşidir ama aslolan, yaşamaktır ..

Doğanın, tek tek insanlara ve toplumlara bir davetidir Nevruz ..

Silkinip ayağa kalkan doğa, “Üzerinizdeki ölü toprağından sıyrılın” diye seslenir insanlara. “Karınca gibi çalışın, arı gibi üretin ama, insan gibi, insanca paylaşın” diye seslenir. Ve, hiç zaman kaybetmeden, örneğin bu Nevruzda kulak verilmelidir doğanın çağrısına. Nevruz, bu ülke insanının yıllardır özlediği baharın bayramı olmalıdır. Nevruz ateşi, nefreti, kavgayı, kötülüğü kül etmeli ama kimsenin yüreğini yakmamalıdır ..