Kadınlar Günü İçin

Bilirim çok seversiniz beni.

Benim hiç anlayamadığım bir dille anlattığınız sevginizin büyüklüğü, benden aldıklarınızı karşılar mı bilinmez, yere göğe sığmayan sevginizi ifade edecek söz bile bulamazsınız çoğunlukla. Öylesine büyük bir sevgidir ki söz konusu olan, bana konduramadığınız her şeyi benim adıma yapar, sınırlarını sizin çizdiğiniz yaşam alanında sadece sizin için yaşamamı istersiniz ..

Çok seversiniz beni ..

Öylesine seversiniz ki, sözüm ona kötülüklerin hüküm sürdüğü dış dünyaya karşı korunmamı siz üstlenirsiniz. Örneğin okula göndermezsiniz ve ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların üçte birini cahil bırakırsınız. Benim cehaletim, sizi daha da egemen kılar ve benim adıma kararlar almaya devam edersiniz ..

Birlikte yaşadığımız, birlikte yaşamaktan başka seçeneğimizin bulunmadığı dünyanın bütün kurumlarında sizin sesiniz duyulur. Dünya parlâmentolarında 10 erkeğe karşı 1 kadın yer alırken, bizim ülkemizde bu oran 100’e karşı ya 2  ya da 3’tür. Dünyadaki işlerin yüzde 70’ini ben yaparım ama, refahtan aldığım pay bir türlü yüzde 1’den öteye geçemez. Kadın nüfusun üçte birinin istihdam edildiği Türkiye’de, çalışan kadınların ancak üçte biri sosyal güvenlik kapsamındadır …

Ben, resmi kayıtlara ve istatistiklere girmeyen işlerle uğraşırım. Siz, nüfusunun yarısı kadın olan ülkeyi yönetirsiniz, ben evi çekip çeviririm. Siz devletin işlerini birbirine karıştırırsınız, ben yemek tenceresini karıştırırım. Siz trilyonlarla ifade edilen bütçelerle uğraşırken, ben minicik mutfak bütçesini denkleştirmeye uğraşırım. Siz, büyük dertlerinizin neden olduğu sıkıntılarınızı eve taşırsınız, ben kendi dertlerimi bir kez daha unuturum ..

Çok seversiniz beni ve kasabın sevdiği post misali yerden yere vurursunuz. Vurulan her tokat, kendi aczinizin ifadesi olarak insanlık onurunu yaralarken, son bir yılda karısını döven erkek sayısının 1 milyonu aştığı yazılır gazetelerde. Kadın sığınma vakfına başvuran kadınların yüzde 46’sı balayı döneminde, yüzde 1.3’ü ilk hamileliğinde, yüzde 10’u da doğumdan hemen sonra tanışmıştır koca dayağıyla ..

Okumuş yazmış ve sözüm ona kadından fersah fersah ileride olan erkeğin, aslında ne denli ilkelleşebildiğinin  göstergesidir dayak. Zaman zaman satır, sopa, bıçak gibi aksesuarlarla zenginleştirilen şiddet, aşağılayıcı sözlerle duygusal boyuta uzanır ve fiziksel yaraların yanı sıra, yürekte de silinmez  izler bırakır. Ardından gelen cinsel şiddet ise, ilkelliğin ulaşabileceği en son noktadır. Eşini döven erkeklerin yüzde 29’u dayaktan sonra zorla cinsel ilişki kurarken, kadının düştüğü durum bir yana, erkeğin durumu hem tıbbın, hem de hukukun masasına yatırılmalıdır ..

Seversiniz beni ..

Bu garip sevgi ve onun en az kendisi kadar garip tezahürü, aramızdaki uçurumu derinleştirirken, siz bir 8 Mart’ı daha geleneksel biçimde geçiştirmeye uğraşırsınız. Aman olay çıkmasın diye alanları kapatır, olayları engelleyecek önlemleri almak yerine, bize yasakladığınız yerlerde siz boy gösterir, siz nutuk atarsınız. Kurduğunuz cümlelerde ve kuracağınızı vaat ettiğiniz yarınlarda bol miktarda yer alan kadın, egemen olduğunuz dünyada ne yazık ki yoktur ..

Şimdi seçim vaktidir ve, hazır 8 mart gelmişken kadınlara duyulan ihtiyaç bir kez daha gündemdedir. Kadınlara yönelik  vaatler, kadının bulunduğu olumsuz konumu belgelerken, vaat sahiplerinin kötü sicilini de  gözler önüne sermektedir. Dünyanın yarısı, diğer yarısı tarafından yönetilmekte ve dünya, tek ayak üzerinde bekleyen cezalı öğrenci durumundadır. Erkekler, egemenlikleri kadar, egemenliklerini sürdürmekte kullandıkları yöntemleri de gözden geçirmelidirler. Kocanın vurduğu yerden gül değil, nefret yeşermektedir ..