Salı, 16 Ağustos 2016 07:47

HİMMET Özel

Bilinen – ya da bilenin bildiği – bir rivayettir. Pir Sultan, eşiğine gelip “Pirim el ver de gideyim” diye boynunu büken geleceğin “Paşası” Hızır’a, “Vermesine vereyim de, sen varır paşa olursun, vali olursun dönüp beni asarsın” der. Ne hikmettir ki Hızır da Pirinin sözünden çıkmaz (!) ve Pir Sultan Abdal’ı Sivas’ta astırır.

Bazı yarınları görmek için Pir olmaya da himmet erbabı olmaya da gerek yok aslında. Nasıl ki karşındakinin eline koyduğundan ötesi sıvanmayacaktır yüzüne, çarşambanın geleceği de ta giden perşembeden bellidir. Yılanla çuvala giriyorsan, ısırılmayı da göze almışsın demektir.

Yağmurlar yağar, yarıklar kapanır der bir atasözü.

Hele de bu memlekette, daha hava bulutlanırken kapanır “yarıklar”; günümüzdeki karşılığıyla “toplumsal hafızamız” zayıf mı zayıftır. Hem o kadar zayıftır ki neredeyse bu tespit üzerine kurulan siyasal ideolojiler hep iktidardır farklı zamanlarda, farklı isim ya da biçimlerle. İktidar değişir, daha dün oy verdikleri bir önceki iktidarı yerden yere vuran, onunla taban tabana zıt (!)  uygulamalara imza atan “yeni” muktedirin, “yepyeni” uygulamalarına alkış tutarken görürsünüz insanları. Ya da aynı iktidar, hüküm sürdüğü dönemin bir yerlerinde, önceki uygulamalarını, çaktırmamaya çalışarak çöpe atıp yeni (!) yolları adımlarken, “hakimiyetin bizatihi sahibi” millet de aynı yola yönelir usulca. Kalkıp eleştirirseniz, “Ne yani değişimin, gelişmenin karşısında mı dursaydık ?” derler. Bunun Türkçesi, “Ne yapalım rüzgâr yön değiştirdi”dir.

Bu kahrolası sarmal, var olan ulusal ve egemen inançsal gerçekliğin en belirgin özelliği olarak yüzyıllardır sürer bu coğrafyada. Alanın da satanın da razı olduğu bu hâl, dert olmuştur kimilerinin yüreğine. O kimileri, kanları, canları pahasına bu düzeni tersine çevirmenin uğraşındadır yüzyıllardır. Ne ki düzenin çarkından nemalananlar gibi nemalananları sırtında taşıyan halk da halinden memnun gibidir. O yüzdendir ki bu çarkın karşısına çıkanların derisi yüzülür, boynu vurulur; canlı canlı yakılırlar kimi zaman da ..

Eşiğinden içeri eğri odun bile girmeyenlerin torunları için ölüm de zulüm de yabancı değildir tarihin hiçbir döneminde .. Adlarının yanına “kızılbaş” notu düşülse de “dinsiz” notu düşülse de “vicdansız” yazamaz hiçbir kalem, hiçbir kâtip. Yüzyıllardır süren bu geleneğin on yıllardır da değişmediği ortada. Pir’in Hızır konusundaki öngörüsünü alıp,  takvimin bu yıllarına koyun; gerçeği göreceksiniz ..

Öğeyi Oyla
(0 oy)
702 Okundu

Haldun Karabudak

21 Mart 1960 Sivas doğumlu. Ankara Üniversitesi SBF Basın ve Yayın Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Bölümü'nü 1981 yılında bitirdi. 1985 – 1994 tarihleri arasında TSK Foto-Film Merkezi’nde yönetmen olarak çalıştı, “Silahlı Kuvvetler Saati”ni hazırladı.