Salı, 02 Ağustos 2016 07:03

NEDEN ? Özel

Her şeyi anlamaya çalışmakla geçti ömür. Dünyayı, geçmişi, bugünü ..

Hep, gün gelip - en azından – bir şeylerin değişeceğine dair umudu, en kötü vakitlerde bile tazeleyerek ucu ucuna eklendi yıllar. Ne ki tazelenen umutlar, eskidiğiyle kaldı hep..

Geçenlerde sosyal medyada okumuştum. FETÖ tarafından “kandırıldığını” ifade edenler biri; “Yıllarca, çeşitli vesilelerle ziyaretine gittiğimiz Hoca Efendi, ziyaretimizin vesilesini daha biz söylemeden anlayıp, sorularımızı daha biz sormadan yanıtlardı. Biz de bu duruma şaşar kalırdık. Meğerse hepimizin telefonlarını dinlermiş.”  Benzeri açıklamalarda bulundu.

Bunun üzerine benim aklım da, 1970’li yılların Sivas’ına gitti. Yeni gelin olmuş ablam (Işıklar içinde uyusun) ailesiyle başka bir mahalleye taşınmıştı. O mahallede oturdukları apartmanın üst katında da, şimdi adını anımsayamayacağım bir “şıh” (şeyh) otururdu. Sabahlara dek gürültü patırtılı ayinler vs yüzünden uykusuz geçen gecelere olan tepkileri hiç tükenmemişti.

Neyse, konu bunlar değil zaten. “Şıh”larını ziyarete gelen gariban köylülerin elleri kolları hep dolu olurdu. Armağanlar, müritler tarafından alınır, daha sonra da sırayla “Şıh”ın makamına buyur edilirlerdi.  Çıkışta birbirlerine, “Yahu benim tavuk getirdiğimi nereden anladı ki ? Daha oturur oturmaz, “Niye zahmet ettin de tavuk getirdin ? diye sordu hikmetine kurban olduğum” şeklindeki konuşmalar, Sivas’ın her yerinde anlatılır dururdu. Orta yerde birkaç iskemlenin olduğu, iskemlelerin, “Yağ, bal, yumurta ve tavuk” iskemlesi diye öncede belirlendiğini, gariban köylülerin de getirdiği armağana uygun iskemleye oturtulduklarını bilmediklerini dinlerdik anlatıcılardan ..

Aradan geçen 40 yılda değişen, sadece biçimler olmuş..

Önceden belirlenen iskemleler yerine, telefon dinlemeler ..

Kandıranlar, kandırılanlar ve “kandırma konusu” hep aynı : Din ya da Türkiye’deki adıyla İslamiyet ..

Her şeyin yanı sıra herkesi de anlamaya çalışmakla geçti ömür..

Lakin “her şeyi” anlamakta zorlanmayan akıl, sıra “herkese” geldiğinde kayış kopardı sözcüğün tam anlamıyla..

Neden, üzerine bunca titredikleri inançlarını gözleri kapalı başkalarının vicdanına emanet ederler ?

Neden bir hayat biçimi belledikleri inançlarının aslında neler söylediğini ilk elden değil de birilerinin ağzından, niyetinden, işine geldiği biçimden öğrenirler ?

Neden başkalarının inançlarını “yok” kabul ederler ?

Neden hep “kaybeden, şehit olan, yoksullaşan” olduklarını hiç düşünmezler ?

Neden kendileri öteki dünyada olduğuna inandıkları cennet için bir ömür çalışıp çabalarken, birilerinin halis muhlis “dünya cennetlerinde” dünya nimetlerinin her birinden doya doya yararlandığını hiç düşünmezler ?

Neden, neden, neden ?

Bir 40 yıl daha kalmamışken ömürden;

Bu ucu bucağı olmayan “herkesi anlamaya” çalışma çabası neden ?

Öğeyi Oyla
(2 oy)
825 Okundu

Haldun Karabudak

21 Mart 1960 Sivas doğumlu. Ankara Üniversitesi SBF Basın ve Yayın Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Bölümü'nü 1981 yılında bitirdi. 1985 – 1994 tarihleri arasında TSK Foto-Film Merkezi’nde yönetmen olarak çalıştı, “Silahlı Kuvvetler Saati”ni hazırladı.