Perşembe, 02 Temmuz 2009 20:16

TOPRAK KOKAN BESTELERİYLE, MUSA EROĞLU'NUN "ZAMANSIZ YAĞMUR"U ..

(29.07.2012 Pazar günkü "BirGün" Gazetesi'nde yayınlandı ..
Müzikle, dinleyici olmanın ötesinde ilgiliyseniz “Albüm olayı bitti mi” sorusuyla, Türkülerle ortalamadan bir miktar fazla ilgiliyseniz de “Türkü olayı bitti mi” sorusuyla sıkça karşılaşırsınız .. Yanıt verseniz de vermeseniz de, yanıtlar hakkında kafa yorsanız da yormasanız da bu durum hiç değişmiyor epey bir zamandır. Satış rakamları 10 yıl öncesinin çok gerisinde ve albüm çıkarıp ünlü olmak da gençlerin hayallerini eskisi kadar süslemiyor artık. Hayatın her alanındaki egemenliğini günden güne biraz daha artıran, sadece olumlu ve olumsuz yanlarını tartışarak bile saatlerimizi, günlerimizi çalan internetin etkilerini, müzikte de iyiden iyiye hissetmekteyiz ..

Ama şükürler olsun ki (!) türkülerimizin dinleyici kitlesi - en azından şimdilik – internet bağımlısı değil ve türkü albümleri, hatta plakları (1) eski satış rakamlarının uzağında bile olsa, dinleyicisiyle iyi-kötü buluşmaya devam ediyor.. Yazının başında söz ettiğimiz ikinci sorunun yanıtı ise, benim açımdan son derece net : Türküler, türkü yakma geleneği asla bitmeyecek ama büyük olasılıkla biçim değiştirecek. Bu konudaki örneğim ve en güçlü “delilim” ise “Anadolu Rock”, “Anadolu Pop” ya da “Özgün Müzik” diye adlandırılan çalışmalar .. (2)

Musa Eroğlu’nun, geleneksel ile gelenekselin bir adım sonrası diyebileceğimiz beste türkülerden oluşan son albümü “Zamansız Yağmur” da böylesine bir ortama doğdu .. Daha önce, Mihriban’ı, Halil İbrahim’i, Telli Turnam’ı, Yolun Sonu Görünüyor’u ve daha nice güzel türküyü yüreğimize kazıyan “Dede”den söz ediyorum evet .. Onun “Dede”liği ne Aleviliğinden, ne süratli ama lezzetli bağlama icrasından, ne de kadife ama gür sesinden kaynaklanıyor. Ona “Dede” deyişimiz, Halk Müziği ve Halk Kültürü, özellikle de Halk Şiiri konusundaki zengin bilgi birikimi ve konuşunca ağzının içine baktıran hoş sohbetinden dolayı ..

Albümün müzik yönetmenliğini, aranjörlüğünü ve post-prodüksiyonunu üstlenen Ahmet Özgül’ü ve onunla birlikte albüme yorumlarını katan müzisyenleri içtenlikle kutlarken, genç bağlama sanatçısı Erdem Şimşek’e özel bir pencere açmak istiyorum. Albümde, şelpe, kopuz ve dört telli bağlama çalan Erdem’in, alt yapısı, eğitimi, kişiliği ve vizyonuyla önümüzdeki yıllarda bağlama icrasına önemli katkılarda bulunacağını söylemek, kehanet olmasa gerek ..

Musa Eroğlu, bu son albümünde de geleneksel türkülerimizle beste türküleri, yine “kendi yoğurt yiyişince” ve ustaca harmanlamış .. Unutulmaz Barak ağıt havası “Bey Mayıl” (Mail) ve “Gül Koydum Gül Tasına” gibi klasikleri ondan dinlerken, “Mapusane İçinde Yanıyor Gazlar” çıkıyor karşımıza ve bu memleketin hapishanelerinin dün olduğu gibi bugün de halen kanadığını anımsatıyor bir kez daha .. “Zenginimiz bedel verir / Askerimiz fakirdendir” örneğindeki gibi, pek çok konuda bir şeyleri değiştiremediğimizi anlatan bir diğer türkü ise, Dede’nin, çok sevdiği ozanlardan Dursun Ali Akınet’in (3) sözlerinden bestelediği “Beyin Oğlu Hangisidir” adını taşıyor .. Musa Eroğlu, Köroğlu yiğitlemesi tadındaki bestesini, inceden hicvedici bir üslupla icra ederken, rock hava sahasına da tatlı ihlallerde bulunuyor ..

Albüme adını da veren “Zamansız Yağmur”un sözü ve müziği Musa Eroğlu’nun .. Zamansız Yağmur, türkü sevenlerin dinledikçe daha çok sevecekleri bir çalışma olmuş. Bir başka anlatımla, Dede’nin son yıllarda iyice netleşen müzikal çizgisinin bütün özelliklerini taşıyan, kendisiyle özdeşleşen tınılarla bezeli bir “imza yapıt” .. Albümde, geleneksel türkülerin, Musa Eroğlu bestelerinin yanı sıra, başka beste/türküler de yer alıyor. Ben, bunlardan birinin, “Candan İleri”nin altını özellikle çizmek istiyorum .. Karacaoğlan’ın sözleri, Haydar Kutluer tarafından sanki Musa Eroğlu’nun söylemesi için bestelenmiş ve o da gerçekten hakkını vere vere okumuş : Bizim pencereler yele karşıdır / muhabbet dediğin karşı karşıdır / girebilsen şu sinemde neler var / gülüp oynadığın ele karşıdır..(5)

Müzik ile, müzik dinleme dışında ilgisi olmayan herkese “Albüm çıkaran sanatçı ne yapar” diye sorsak alacağımız yanıt üç aşağı beş yukarı bellidir : “Radyo radyo, televizyon televizyon, gazete gazete dolaşır.” .. Yıllardır müzik piyasasının kirli ve hastalıklı kalbine, İstanbul’a taşınmayı reddedip Ankara’da yaşayan, köyünü, yaylasını aklından ve yüreğinden hiç çıkarmayan, yılın en sıcak 3-5 ayını yaylasında, köyünde, kendi adını ve emeğini taşıyan Musa Eroğlu Ormanı’nın gölgesinde geçiren, ayağını topraktan kesmeyen, kesmediği için de toprak kokan sözler yazabilen, toprak kokan besteler yapabilen, bu zamanda naif kalabilmiş ender isimlerden Musa Eroğlu ise, albümü piyasaya çıkar çıkmaz yine yaylasının, Mut’un yolunu tuttu. Tabi ki “Zamansız Yağmur”u, türkü sevenlere emanet ederek ..
Ne diyelim ? Zamansız Yağmur’un alanı/dinleyeni çok, Dede’nin ömrü uzun olsun ..

(1) Edip Akbayram’ın son albümü “Mayıs”ın, sınırlı sayıdaki plak baskısı da meraklıları için piyasaya çıktı.
(2) “Türkü Yakma Geleneği Üzerine” http://www.haldunkarabudak.com/index.php/yazlarm/denerken/51-tuerkue-yakma-gelene-uezerne
(3) Dursun Ali Akınet, Musa Eroğlu’nun daha önce bestelediği “Halil İbrahim” adlı türkünün sözlerinin de sahibidir.
(4) Türkü çevrelerinde Musa Eroğlu, “Çağdaş Karacaoğlan” diye de anılır ..
(5) Türkünün ikinci sözlerine Dadaloğlu ve Aşık Veysel’de de rastlıyoruz : Sabahtan kalktım da günden ileri / Ben kimi sevmişim senden ileri / Ziyaret olmuşsun kurban istersin / Dahi malım yoktur candan ileri ..

Öğeyi Oyla
(0 oy)
14834 Okundu

Haldun Karabudak

21 Mart 1960 Sivas doğumlu. Ankara Üniversitesi SBF Basın ve Yayın Yüksek Okulu Radyo-Televizyon Bölümü'nü 1981 yılında bitirdi. 1985 – 1994 tarihleri arasında TSK Foto-Film Merkezi’nde yönetmen olarak çalıştı, “Silahlı Kuvvetler Saati”ni hazırladı.